25 Ağustos 2009 Salı

Kürt Açılımına içeriden bakış


Bir verem hastasına gelen öksürük nöbetleri gibi geldi. Geldi ve ciğerlerimizi ağzımızdan getiriyor. Her öksürdüğümüzde ciğerimizden kara bir parçayı söküp atıyor ne yazık ki...
Son günlerde hükümet (veya devlet) eliyle yürütülen "Demokratik açılım paketi" çerçevesinde yapılan yorumlar, serdedilen fikirler, nutuklar bu hastanın bir kez daha o öksürük nöbetine tutulduğunu gösteriyor.
Peki bu sorun çözülür mü? Çözülmesi zor gibi görünüyor. İngiltere'de tam anlamıyla çözüldü mü peki ya İspanya'da? Hayır. Zaten etnik temelli sorunların yüzde 100 hallini beklemek aptallıkla açıklanabilir bir saflık göstergesi değil midir?

Türkiye aslında bu sorunla hiçbir zaman karşı karşıya kalmayabilirdi.

Fransız İhtilali çerçevesinde dünyaya yayılan "her ulusa bir bayrak" modeli Anadolu Kürtleri nezdinde pek intiba bulmadı. Rumlar, Sırplar, Boşnaklar, Ermeniler nezdinde buldu fakat Kürtler'de bu düşünce hasıl olmadı. Ermeni ve Rumlar'a nazaran Kürtler ve Türkler tarih sahnesinde hep kardeş kavimler olarak kaldı.

Peki neden bunun "tarih" olmasının önüne geçilmedi?
Cumhuriyet ile başlayan ulusdevletçilik sistem nezdinde Kürtleri ikinci sınıf vatandaşlığa itti. Necmettin Erbakan'ın 90'lı yıllarda TBMM çatısı altında yaptığı konuşmayı hatırlayalım: "Sistem bu ülkede dindarları ikinci, Kürtleri ise üçüncü sınıf vatandaş olarak görmüş ve öyle davranmıştır! "

(Erbakan'ın ayrıca Kürtçe televizyon, Türküm doğruyum çalışkanım, anadilde eğitim gibi sorunların çözümüne yönelik yaptığı konuşmaları hatırlayan Milli Görüş çevreleri "Hoca yine haklı çıktı" demesin sakın)

Efendim ne diyorduk, bu sorunun Türkiye'de büyük ölçüde son bulması için ulusdevlet fikriyatından vazgeçilmelidir. Etnik köken vurgulu bir sistemde bu sorunun çözülmesi imkansızdır.

Peki ya yapılan yorumlar...

Özellikle bölgenin geri kalmışlığını vurgulayarak bu sorunun ekonomik temelli olduğunu söylemek de doğru yola götürmüyor bizleri. Toroslar'da, İç Anadolu'da bir dilim ekmeğe muhtaç vatandaşlar neden böyle bir işe heves etmiyor? Çünkü sorun ekonomik temelli değil ki. Bu hem onur kırıcı hem de yanlış. Bu konuda çok sevdiğim bir gazeteci ağabeyim şöyle bir yorumda bulunmuştu: "Madem bu insanlar aç oldukları için dağa çıkyor, o zamann devlet her köye bir fırın yapsın, ekmekler de bedava dağıtılsın. Sorun kökten hallolmuş olur"

Diyarbakır Cezaevi, sayıları on binlerle açıklanan fail-i meçhul ile fail-i meşhurlar, yakılan-boşaltılan köyler, sürgün edilen insanlar, büyükşehirlere göç etmek zorunda kalıp da burada suça karışan Kürt gençler. Marksist PKK ile din arasına sıkışmış, havasızlıktan boğulan Kürt gençler. Milliyetçi olmak zorunda bırakılmış (bir Kürt arkadaşımın aynen kendi ifadesidir) Kürt gençler. Nihat Genç'in bile (evet öyle geniş yürekli bir insanın bile) kitaplarında geçen, "şimdi ben doğudan gelmiş biri gibi gece bir eve girsem" lafına muhattap kalan Kürtler. Acısını hiçbir zaman göremeyeceğimiz "ölü ele geçirilen terörist" anaları. Her gördüğümüzde bir taşın yüreğimize oturduğu şehit anaları. Yine her şehit cenazelerinde fail koltuğuna oturtulan Kürtler...

Çok başlı bir ejderha

Çok acılı bir hikaye

İstismara öylesine açık, çok acılı bir hikaye...
Bugün Diyarbakır'da yaşayan bir dizi insana telefon açtım. Bölgenin merkezindeki son durumu öğrenmek istedim. Gençlerin büyük bir bunalımda olduğunu öğrendim mesela. Konuştuğum isim, bu durumun son Diyarbakırspor-Fenerbahçe maçında ete kemiğe büründüğünü söyledi. İşsizlikten, parasızlıktan bunalıma giren gençlere de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin nasıl kucak açtığını da (!)
Belediye kurduğu sözde kültür evlerinde gençlere "Kürt kimliğinize sahip çıkın" yollu eğitimler vermekteymiş mesela.

Malum bütün bir Güneydoğu'da iki kesim hüküm sürmekte. Biri İslamcı / dindar kesim diğeri Kürtçü kesim.

Kürtçüler ellerindeki iktidarı kullanarak İslamcı / dindar kesimin önüne geçmek için canhıraş bir çalışma içinde aynı zamanda.

Belediyenin bu çalışmasıyla da bunalımdaki Kürt gençlerde ideolojisine yapışmakta. Mesela galip durumdayken bile "faşistlerin takımı" dedikleri Fenerbahçe'nin oyuncularını taşlamakta.

Velhasıl süreç iyi idare edilmezse daha büyük buhranlara gebe.

Samimilerse Allah Ak Parti'ye (veya devlete) yardım etsin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder